top of page
Ara
  • Yazarın fotoğrafıAHMET YAVUZÇEHRE

DENİZLİ DE TURIST OLMAK

Denizli’de doğup büyüyen hemen her birey Denizli’nin turizmi ile ilgili sorunlarını bilir ama buna rağmen Denizli’de turizm hak ettiğinin çok ötesinde ilkel bir şekilde ele alınır. Daha net bir ifade ile Denizli’de turizm geliri ve bunun yaratacağı yan sanayi inanılmaz derecede verimsiz ve ilkel bir yapıdadır.

Bugün sıcak havalarda denizine girmenin imkansız olduğu Antalya’da oteller doluluk oranlarını maksimum düzeylere çekmişken, güzide şehrimizde turizmin kurtulması için yerel yatırımcıdan çok uluslararası otel zincirlerinin gelip bizleri kurtaracağı günlerin hayali kurulmaktadır. Çok acı bir durumdur bu. Çünkü sanayici kimliği ile imkansızları başaran Denizli, ne yazık ki turizmci kimliği ile başarısızları oynamaktadır.

Şehrimizde turizm ve sorunları denince çözüm için başvurulan, niyet bildirilen kurumlar olarak ilk akla valilik ve belediyeler gelmektedir. Tabi bu kurumların görevleri arasında bu konular vardır. Ancak itiraf etmek gerekir ki bu konuda bu kurumlar yeterli değildir.

Konunun çözümü için görev alan DENTUROD gibi çok değerli STK’larda bulunmaktadır. Güçleri yettiği ölçüde turizmin sorunlarını dile getirmekte ve bu konuda bence çok güçlü kamuoyu yaratabilmektedirler.

Ancak bütün bunlar yeterli midir? Yeterli olsaydı şayet hepimiz bu işi hakkıyla yaptık diyecek şekilde gururlanırdık. Ancak ne yazık ki durum bu değil.

Elimizdeki kıymetlerin değerini bilmiyoruz. Elimizde çok değerli bir Hierapolis vardı. Ancak sahip çıkmayıp taşları arasında sarhoşlar sabahlayıp, serseriler üzerine grafittiler yapınca işletmesi bizim kontrolümüz dışına verildi.

Aynı durum umarım yarın Leodikea’mızın başına gelmez. Bugün Hristiyanlık ve Yahudilik tarihlerine ait ispatlanmış en eski parçaların bazıları bizim topraklarımızda. İzmir Meryem Ana için uçaklarla her gün Yunanistan’dan insanlar hacı olmaya gelirken, üzülerek belirtmeliyim ki bizim yarattığımız turizm katma değeri bu anlamda çok vasat noktalarda yer almaktadır.

Tekstil imalatı denince geçmişi 3000 yıl öncesine dayanan bir şehrin köyleri sadece atadan kalma ilkel el dokumalarını yapmış olsaydı bile yaratacağımız katma değer ile en az 5 Şirince’nin bizim topraklarımızda olması içten bile değildi bugün.

Artık kısa-orta ve uzun vadeli bir şehir turizm planının yapılması bizler için tek çıkar yol olarak görünmektedir. Bu konuda valilik ve belediyeler başrolde olsalar bile, odaların, STK’ların, sanatçıların, üniversitenin, Mimarlar Odası’nın, basının ve ilgili birçok kurumun içinde yer alacağı; herkesin görevinin belli olduğu bir çalışma yapılmalı ve bu çalışmanın hedefleri duyurulmalı.

Turizm konusunda dünyanın önde gelen şehirleri ile iletişime geçilmeli. Bu şehirlerin çalıştığı danışmanlar bulunmalı ve bunların bizleri analiz etmesi ve bizlere yol göstermesi sağlanmalı.

Bu konuda yapılan çalışmalar anlık olarak yerel ve ulusal basında duyurulmalı ki kamuoyu da denetleyebilsin. Bu sayede sade vatandaşa da düşen görevler benimsetilsin.

Tanıtım faaliyetleri çokça yapılmaya çalışılıyor. Ancak bunların etkinliklerinin ne olduğunu analiz edecek profesyoneller işin içine ne kadar dahil edilmiyor. Bugün bu tip stratejik planlama yapmadan, şehrin tamamını kapsayacak bir bütünlük yaratmadan Denizli’mizi bir turizm markası yapmamızın imkanı ne yazık ki yok.

Elimizde bulunan stratejiler ne yazık ki birbirlerinden kopuk ve yöneticisi değiştikçe sürdürülemeyip yenilenen stratejiler. Bu durumda ne yazık ki elde bulunan finansal ve işgücü kaynaklarının verimsiz kullanılması kaçınılmaz oluyor.

Elimizde şehrimizi geliştirecek çok büyük bir kaynak söz konusu. Bizler bugün şehrimizin kritik turizm noktalarına yakınlığı ile övünüyoruz. Ancak nüfus hareketliliği şehrimize değil o merkezlere doğru. Turisti bize doğru çekebilmek için stratejik ve verimli bir çalışma tarzını belirleyemediğimiz için bugün şehrimize akması içten bile olmayan gelir imkanlarını elimizin tersi ile itiyoruz. Yarın çocuklarımıza miras bırakacağımız çok yönlü bir Denizli’nin olması için elde bulunan kaynaklarımızın sadece sanayii ye veya şehir alt yapısına harcamamamız gerekli. Umarım görmezden geldiğimiz bir Leodikea ileride başka ellerde parıldadığında çocuklarımıza Akyaka da balık yediğimizden veya Goncalı’da şişleri yüzer yüzer götürdüğümüzden neler olduğunu anlayamadık demenin utancıyla baş etmek zorunda kalmayız.

24 görüntüleme0 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör

Comentarios


Yazı: Blog2 Post
bottom of page